Ülkü Aker

Ülkü Aker

 

ÜLKÜ AKER BELGESELİ

 

Ülkü Aker kimi kaynaklara göre 1943'te kimi kaynaklara göre ise 1946 yılında İstanbul’da doğmuştu.

İstanbul'da, altı çocuklu kalabalık bir ailenin en büyüğü olarak dünyaya gözlerini açtı Ülkü. Hayat onun omuzlarına daha çocuk yaşta büyük sorumluluklar yüklemişti. Kardeşlerine ablalık, annesine yoldaşlık ederken; içindeki o bitmek bilmeyen yazma arzusunu, kağıtlardan ve kitaplardan sakınmadı. O kalabalık evin içinde kendine ait gizli bir dünya kurmuştu. O dünyada kelimeler onun en yakın arkadaşıydı.

1960’lı yılların sonunda yabancı bestelere yazdığı sözlerle Türk pop müziğinde önemli bir rol oynadı. Fecri Ebcioğlu, Sezen Cumhur Önal ve Fikret Şeneş gibi isimlerle aranjman akımının önemli temsilcilerinden biri oldu. 

 

Tek Başına

Yaşamın içindeki her şeyi her şeyi şiirlerle anlatmaya çalışırdı. Kelimeler notaya dönüşür, notalar icraya dönüştüğü zaman dillerden şarkı olacaktı ve kalbimize akacaktı. Öyle de oldu.

"Tek Başına", Türk pop ve caz müziğinin efsanevi sesi Ayten Alpman tarafından 1973-1974 yıllarında seslendirilen ve Türk müziğinin unutulmaz klasikleri arasına giren kusursuz özetleyen bir şarkıdır. 

İtalyan şarkıcı Milva'nın seslendirdiği "Da Troppo Tempo" olan eserin Türkçe sözleri Ülkü Aker'e, müziği ise Luigi Albertelli ve Giancarlo Colonnello'ya aittir.

Takvimler 1987’yi gösterdiğinde, Türk müziğinin kalbini elinde tutan kadın, kendi kalbinin en ağır enkazıyla baş başaydı. Ülkü Aker, hayatının en fırtınalı aşkını yaşadığı müzisyen Kemal Sünnetçioğlu tarafından terk edilmişti.

İstanbul onun için artık milyonlarca insanın yaşadığı bir metropol değil, koca bir yalnızlık adasıydı.

Daktilosunun başına geçti. Gözyaşları tuşlara damlarken, Türk pop tarihinin en gururlu, en dik ama en yaralı yalnızlık manifestosunu fısıldadı dünyaya: 'Dağılmış saçlarım, gönlüm paramparça...'

O, terk edilmenin acısını asaletle kağıda dökerken, kader ona bir yıl sonra daha büyük bir acı hazırlayacaktı. Kemal Sünnetçioğlu'nun ani ölümüyle bu şarkı, biten bir aşkın değil, sonsuz bir yasın ağıdı oluverdi.



Uzun zamandır hasret kaldım yüzüne
Muhtacım inan senin bir tek sözüne
Yalvarsam ağlasam kapansam dizine
Döner miyiz yine eski günlere?

Söyle buldun mu aradığın aşkı söyle
Yoksa yalnız mısın sen yine?
Benim gibi boynu bükük
Gözü yaşlı tek başına

Dünyanın Bir Ucundaki Sevgiliye Özlem

 

Yazmak onun için bir hobi değil, bir nefes alma biçimiydi. Çevresindeki insanların aşklarını, ayrılıklarını, mahalledeki dedikoduları ve susturulan kadınları izledi. İlk şiirlerini kimseye göstermeye cesaret edemezken, kader onu Türk müziğinin mutfağıyla tanıştırdı. Kelimeleri o kadar ritmik ve duygu doluydu ki, bir süre sonra bu şiirlerin sadece okunmak için değil, söylenmek için yazıldığı anlaşılacaktı.

 

Bu arada başından bir sevda geçti. Ülkü Aker'in hayatındaki müzisyen sevgilisi Türkiye'den ayrılarak Amerika'ya yerleşti. Bu uzaklık ve büyük özlem üzerine usta yazar, duygularını kağıda döktü.

Şarkımı senin için yazdığımı bilseydin

Dünyanın bir ucundan kalkıp bana gelseydin
 
Benim gibi özleyip, benim gibi sevseydin
Dünyanın bir ucundan kalkıp bana gelseydin

Kuruyan dudağıma bir damla su verseydin
Yine öyle neşeyle, kahkahayla gülseydin

 

 

Ülkü Aker, özel hayatını kameralar önünde yaşamayı sevmeyen bir sanatçı olduğu için hayatına giren bu müzisyenin adını şarkı popüler olduğunda da gizli tutmayı tercih etmiştir. 

Şarkıdaki "Dünyanın bir ucundan kalkıp bana gelseydin" dizesi, tam olarak Türkiye ile Amerika arasındaki o devasa mesafeye ve duyulan derin hasrete bir göndermedir.

 

Gülünce Gözlerinin İçi Gülüyor Sözlerini Kime Yazdı

1970'li ve 1980'li yıllarda yazdığı sözlerle Türk müziğine yön veren Aker'in yüzlerce eseri arasında en ilginç hikâyelerden birine sahip şarkısı ise "Gülünce Gözlerinin İçi Gülüyor" oldu.

Aker, bu unutulmaz şarkısını İstanbul'da devamlı gittiği bir kuaförde saçını tarayan genç bir çalışan için yazdı.

"Çocuğun gülüşü ve gözleri çok güzeldi"

Ülkü Aker, yazdığı şarkılardan birinin ilhamını sıra dışı bir kaynaktan aldığını kendi anlatımıyla paylaşmıştı:

“Şimdi benim devamlı gittiğim bir kuaför vardı. Ondan sonra kuaförde saçımı tarayan bir çocukcağız vardı. Bu çocuk fizik olarak çok yakışıklıydı. Bir de gözleri yani gülüşü ve gözleri çok güzeldi.

Önümdeki saçımı taranan ayna baya da büyük olduğu için çocuğu olduğu gibi izleyebiliyordum. Ondan sonra işte bir gün saçımı tarattım… Kendimi senden alamıyorum. Bilmem bakışlara neler söylüyor. Cesaretim yok ki soramıyorum. İçime dert doldu masum bakışın. Seni düşünmeden duramıyorum.”

Gülünce gözlerinin içi gülüyor,

Kendimi senden alamıyorum,

Bilmem bakışların neler söylüyor,

Cesaretim yok ki soramıyorum.

 

İçime dert oldu mahzun bakışın,

Seni düşünmeden duramıyorum,

Beni öylesine aldın ki benden,

Kendimi arayıp bulamıyorum 

Dizeler her şeyi anlatıyordu. Hayranlığı, kuşkuyu, cesareti bakışları ve kısacası güfte hikayeyi anlatıyordu.

 

Şarkı, bestelendiğinde büyük ilgi gördü ve yılın şarkısı seçildi. Ödülü alan Ülkü Aker, hemen bir pasta yaptırarak kuaföre gitti ve gence şöyle dedi:

"Senin yüzünden bu şarkı oldu ve ben bir ödül kazandım. Sana da bir pasta getirdim."

 

Aker, çocuğa teşekkür etti. O genç kuaför çalışanının daha sonra evlendiğini ve bu durumu eşine anlattığını da sözlerine ekledi.

Şarkının bestesi usta bestekâr İrfan Özbakır'a aitti. Aker, bestecisi için 

 

"İrfan Özbakır'ın gerçi çok sayıda şarkısı yoktur ama yaptığı her şarkı güzel olmuştur" ifadelerini kullanmıştı.
  

Ve sonunda o gizli kelimeler, notalarla buluştu. Ülkü Aker, hayata karşı o muzip ama mesafeli duruşunu şarkılara aktarmaya başlamıştı. 'Benim Gözüm Sende' dediğinde, sadece bir aşkı tarif etmiyor; Türk müziğine tamamen yeni, samimi ve sokaktaki insanın dilini konuşan bir soluk getiriyordu. Bu başarı, arkasından gelecek olan devasa bir çığın ilk kar tanesiydi.

Alaturka ve arabesk eserlere de imza atan Aker, Ajda Pekkan, Nilüfer, Selda Bağcan, Sezen Aksu, Ferdi Özbeğen, Ayten Alpman ve Semiramis Pekkan da dahil pek çok başarılı sanatçıyla birlikte çalıştı.

Sana Ne

Kadınların sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel haklar bakımından erkeklerle tamamen eşit olmasını savunan düşünce akımı ve karakterindedir. Temel amacı cinsiyet ayrımcılığını bitirmek ve her iki cinsiyet için adil bir dünya kurmaktır.

1970’lerin renkli ama muhafazakâr Türkiye panoraması, dönemin gazete manşetleri ve Ajda Pekkan’ın sahne performansları. Arkada tempolu şekilde "Sana Ne Kime Ne" sesini yükselmeye başlamış ve herkesin dilinde geziyordu.

 

1970'lerin Türkiye’sinde bir kadının kendi kararlarını alması, mahalle baskısına göğüs germesi hiç kolay değildi. Altı çocuklu bir ailenin en büyüğü olarak hayatını kardeşlerine adayan Ülkü Aker, etrafından yükselen “Neden evlenmiyorsun?” 'Neden kendi hayatını yaşamıyorsun?” fısıltılarından yorulmuştu.

 

Topluma, kurallara ve kadını hapsetmeye çalışan zihniyete bir cevap vermeliydi. Kalemini bir kılıç gibi kuşandı. Ajda Pekkan’ın asi ve özgür ruhuyla birleşen o sözler, TRT denetimine takıldı, radyolarda yasaklandı.

 

Çünkü o güne kadar hiçbir kadın mikrofondan topluma bu kadar sert haykırmamıştı:

“Kiminle gezerim, nerede yatarım, sana ne kime ne?” Bu şarkı bir aranjman değildi; Ülkü Aker’in ve Türk kadınının ilk büyük özgürlük çığlığıydı. Bu şarkıda HİT oldu. 

Hiç rahat yok mu bana şu yalancı dünyada
Kimin ne hakkı var ki karışır hayatıma
Hesap soramaz bana kim çıkarsa karşıma
Kimin ne hakkı var ki karışır hayatıma

Hür doğdum hür yaşarım kime ne kime ne
Köle miyim sana ben sana ne sana ne
Zararım kendime kime ne kime ne
Sen bak kendi derdine sana ne sana ne

 Bu kalp benim değil mi severim severim

Canım nasıl isterse gezer eğlenirim
Her günüm mutlu benim kim ne derse desin
Canım nasıl isterse gezer eğlenirim

 

Aker’in şarkı sözlerindeki en dikkat çekici özelliklerden biri de, o dönem için oldukça cesur ve yenilikçi olan feminist duruşu ve eğlenceli diliydi. Kadının gücünü, özgürlüğünü ve neşesini şarkılarına ustalıkla işleyerek müzik dünyasında kendine has bir vizyon oluşturdu.

Aker, 2011’de unutulmaz şarkılarına yer verdiği ’35 Yılın Şarkıları’ adlı bir anı albümü çıkardı .

Eskimeyen Dostları

Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nilüfer ve Nil Burak gibi Türkiye’nin en büyük starları, kariyerlerinin en parlak şarkılarını Ülkü Aker’in kaleminden okudu.

Alaturka ve arabesk eserlere de imza atan Aker, Ajda Pekkan, Nilüfer, Selda Bağcan, Sezen Aksu, Ferdi Özbeğen, Ayten Alpman ve Semiramis Pekkan da dahil pek çok başarılı sanatçıyla birlikte çalıştı. Çok güzel dostluklar kurdu.

Müzik dünyası parlak ışıkların ardındaki sahte dostluklarla doluyken, onlar zamana meydan okuyan iki sırdaştı. Ferdi Özbeğen ve Ülkü Aker... Ülkü, Ferdi’nin o neşeli, coşkulu taverna şarkılarının ardındaki derin, puslu hüznü gören ilk kişiydi.

 

Bir gün oturup düşündü; “Yıllar geçecek, saçlarımıza aklar düşecek, belki yollarımız ayrılacak ama biz ne olacağız?” sorusuna cevabı yine kaleminden döküldü.

 

Bu şarkı, iki dostun birbirinin gelecekteki yaşlılığına yazdığı bir mektuptu. Sanat Güneşi Zeki Müren bu mektubu o kadar çok sevdi ki, albümüne adını verdi. Onlar hiçbir zaman 'eski' dost olmadılar; müzik var oldukça hep 'eskimeyen dost' olarak kaldılar.

Aynı bir başka hatırası da Selami Şahin ile Zeki Müren arasında geçmiştir.

Zeki Müren, Selami Şahin'in sahne aldığı gazinoya onu dinlemeye gider.

Sahnedeyken kendisine gelen çiçekleri okuyan Selami Şahin, salona dönerek "Zeki Müren benim eski dostumdur, can arkadaşımdır" diye bir anons yapar.

Selami Şahin program yaparken masasına gittiğinde Zeki Müren ona sitem ederek,

"Nerelerdesin? Gelmezsem seni göremeyeceğim. Unutma ki sen benim eski dostumsun"

Selami Şahin ise bu siteme karşılık, "Siz benim eski değil, eskimeyen dostumsunuz" yanıtını verir. [

Bu kelime iki sanatçıyı da çok etkiler. Selami Şahin hemen yakın dostu olan ünlü söz yazarı Ülkü Aker'e giderek durumu anlatır.

Ülkü Aker bu harika kavram üzerine sözleri yazar, Selami Şahin besteler ve şarkı Zeki Müren'in yorumuyla bir efsaneye dönüşür. Zeki Müren, 1982 yılındaki albümüne de bu şarkının adını verir.

Ne söylesen sen haklısın aylar var ki görüşmedik

Bir köşede oturup ta bir kadehi bölüşmedik

Kim ayırdı bizi bizden kadere dur diyemedik

Ne yazık ki o günlerin değerini bilemedik

 

Eski dost düşman olmaz deyip te sitem etme

Ayrılığın yükünü yalnız bana yükleme

Ne zaman gelirsen gel başıma taç olursun

Sen benim eski değil eskimeyen dostumsun

 

Yollarımız ayrı ayrı kalplerimiz bir olsa da

Her şey seni hatırlatır kurumuş bir gül olsa da  

Kim ayırdı bizi bizden kadere dur diyemedik

Ne yazık ki o günlerin değerini bilemedik

Öyle ki Ülkü Aker geçen zaman hayat mücadelesi vermekle meşgulken evlenmeye zaman ayıramamıştı. Derken yıllar geldi yaş atmışa dayandı. Özel hayatı, uzun yıllar boyunca oldukça sakin ve gözlerden uzak bir şekilde ilerledi. Sanatçı 2010 yılında Nazmi Kafadar ile evlenmeye karar verdi. İkilinin tanışması Bodrum’da gerçekleşti.Zaman içinde gelişen arkadaşlık, daha sonra evliliğe dönüştü. Bu evlilik, özellikle Ülkü Aker’in ileri yaşta evlenmesi nedeniyle magazin gündeminde de dikkat çeken bir gelişme olmuştu.

 

Ünlü söz yazarı 64 yaşındayken evlenerek hayatında yeni bir sayfa açtı. Kırk yıllık dost gibi oldular.

Ülkü Aker iki evinde fenalaştı. Baygınlık geçiren Aker eşi ve komşularının yardımı ile çağrılan ambulansla Bodrum Devlet  Hastanesi'ne kaldırıldı. Solunun yetmezliğinin yanı sıra vücudunda kızarıklık ve şişmeler meydana gelen Aker'e kalp yetmezliği teşhisi konuldu

Türk müziğine yön veren, şarkılarıyla

kuşakları büyüten efsane isim Ülkü Aker, 79 yaşında hayata gözlerini yumdu. 


(https://www.biyografiler.com/kimdir/ulku-aker - https://www.gazetebirlik.com/yasam/ulku-aker  -  https://chatgpt.com)

 

 

 

Hazırlayan: Suat Yener