Bu Akşam Gün Batarken Gel Hikayesi

Makam: Uşşak

Bestekar: Tatyos Efendi

Sanatçı: Zeki Müren-Nesrin Sipahi-Umut Akyürek-Bülent Ersoy-

Güftekar: Ahmet Rasim Bey

Usül: Aksak

Bu Akşam Gün Batarken Gel Hikayesi

Üstat Ahmet Rasim mesai saatlerinde içki kullanmaz, saatlerce yorulmadan yazardı. Ancak akşamları pek keyif aldığı kalender hayatından da vazgeçmezdi. Yine bir gün alışılmış olduğu üzere kendini kapıp koyuvermiş üç beş ay evinin semtine uğramamıştı.

"İç bade, güzel sev ne derse desinler.

Meyhanede yat evde ne yerse yesinler"

Sözlerine uygun bir hayat sürmüş, meyhane peykelerinde (tahta sedir) sabahlamış, kir pas içinde kalmıştı. Nihayet derlenip toparlanmak ihtiyacıyla Bakırköy’deki evinin yolunu tutmuş.

Eşi Sadberk Hanım eski terbiye görmüş sabırlı, müşfik muhterem bir kadındı. Onu daima mazur görür, sitem etmezdi. Bu sefer de hoş karşılamış derhal su ısıtmış, kocasını yıkamış, tertemiz çamaşırlar giydirmiş, elbisesini ütülemişti. Aynanın karşısında kendisine çeki düzen veren Ahmet Rasim; “Hanım, yolda gelirken Selami Paşa'ya tesadüf ettim, beni çağırdı, Miltiyadi Gazinosunda bekliyor.”

Hanımı üç aydır yüzünü görmediği kocasını tebessümle kapıya kadar geçirmiş ve üstat dışarı çıkarken şu sözleri söylemişti;

Bey sakın geç kalmayınız, bu akşam erken geliniz!”

Bu rica Ahmet Rasim'i duygulandırmıştı, Bakırköy sahiline inerken mırıldanıyordu; “Sakın geç kalma erken gel..” diye.
Miltiyadi Gazinosunda dostu Selami Paşa'ya şöyle dedi; “Evden çıkarken refikam bana tembih etti. ‘Geç kalma erken gel’ dedi, ben de buraya gelene kadar bunu bir kıta haline getirdim, besteledim.”

Üstat kadehinden bir yudum içmiş, ellerini dizlerine vurup usul tutarak hepimizin bildiği meşhur eserini biraz kalınca sesiyle ilk kez burada okumuştu. Derken Tatyos Efendi gelmiş ve seslendirme başlamıştı.

O akşam Ahmet Rasim, Selami Paşa, Tatyos Efendi ve dostları gazinodaki laterna* başında bu besteyi geç vakitlere kadar terennüm ettiler. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, Bakırköy sokaklarına bir nağme dalgası halinde döküldüler. Ve bir güfte daha bestesiyle birlikte dilden dile, kuşaktan kuşağa, geçmişten geleceğe doğru yola koyuldu.

Bu akşam gün batarken gel
Sakın geç kalma erken gel
Tahammül kalmadı artık
Sakın geç kalma erken gel

 

Cefa etme bana mahım
Sonra tutar seni ahım
Üzme beni şivekârım 

Sakın geç kalma erken gel