Akşamı süzme deniz nota - video

Makam: Nihavend

Bestekar: Kaptanzade Ali Rıza Bey

Sanatçı: Elif Güreşçi

Güftekar: -

Usül: Nim Sofyan

Akşamı süzme deniz  nota - video




Tango ilk kez 1917 yılında Carlos Gardel’in smokin giyerek, her türlü argo ve erotizmden uzak sözlerle tango söylemesi, müziğin üst kesimlerce değer kazanmasını hızlandırmıştır. Avrupa’nın ilk tango çılgınlığı Paris'ten sonra Londra, Berlin ve diğer başkentlere yayılmaya başlamış. Türkiye de bundan nasibini almış.

 

Necip Celal'in 1928 yılında yazdığı ilk tangosu olan “Mazi Kalbimde Bir Yaradır” 1932 yılında Seyyan Hanım tarafından seslendirilmiştir.

Fehmi Ege'nin “Mehtaplı Bir Gecede” adlı tangosu Türkiye'deki ilk tango 

eserlerindendir.

 

Ülkemizde tango denildiği zaman aklımıza gelen Sacettin Tanyeli, Seyyah Hanım, Esin Engin, Celal İnce ve Necdet Koyutürk gibi isimlerdir.

 

Tango, I. Dünya Savaşı döneminde Avrupa üzerinden, özellikle İstanbul'un Pera (Beyoğlu) semti vasıtasıyla ülkeye girdi. Türkiye'deki ilk önemli tango kaydı, 19 Şubat 1914 tarihinde bugünkü Emek Sineması'nın yerinde bulunan Skating Palace'ta yapılan dinletidir.

 

Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte çok sesli müzik arayışındaki genç Türkiye, tangoyu hızla benimsedi. 1928 yılında Necip Celal Andel, Türkiye'nin bilinen ilk yerli tango şarkısı olan "Mazi Kalbimde Bir Yaradır" eserini besteledi.

 

 

Türk Müziğinde tangoyu çok iyi kullanan bestekârımız da Kaptanzade Ali Rıza Bey’di. İlk tango plağının 1917 yılında yapıldığını yani dünyaya yayılmasının hemen ardından Ali Rıza Bey tango müzikleri yapmaya başlamıştı. Nihavent makamında bestelediği “Denizde Akşam” şarkısı en güzel örneğidir.

 

Tango her ne kadar dışarıdan girse de Türk Müziği bestecileri Tango’da önemli çalışmalar yapmıştır. Türk müziğinde Sofyan ve Nim Sofyan usullerine çok yakındır.

 

Son araştırmalar, tangonun yalnızca Cumhuriyet döneminde değil, II. Meşrutiyet yıllarında da İstanbul'da dinlenip dans edildiğini göstermektedir.

 

Türk tangosu, Türkiye Cumhuriyeti'nin modernleşme döneminde Batı kültürüne açılan en önemli pencerelerden biri olmuş, kendine has melankolik ve lirik yapısıyla dünya literatüründe ayrı bir tarz oluşturmuştur.

 

 

Akşamı süzme denizRenginden gözüm yandı

Engindeki penbe iz
Gönlümde halkalandı

Ufkun kızıl ateşi
Yanan derdimin eşi
Ruhum solan güneşi
Gurbetin gülü sandı





Hazırlayan: Suat Yener