Ateş-İ Suzan-I Firkat Hikayesi

Makam: Hicaz

Bestekar: Hacı Faik Bey

Sanatçı: Nazlı Kanaat

Güftekar: Mehmet Sadi Bey

Usül: Curcuna

Hacı Arif Bey’in cenazesi Yahya Efendi Dergâhı mezarlığına götürülüyordu. Öğrencileri Mehmet Sadi Bey, Şevki Bey, Zekai Dede, Rifat Bey ve yakın arkadaşı Hacı Faik Bey musikideki güneşin batışını üzgün bir şekilde izliyordu.

Hacı Arif Bey, Hacı Faik Bey'in yakın arkadaşı, hem de musiki hocasıydı. Ayrılık bir ateş gibi içine düşmüştü. Diğer yakın arkadaşı ve kadim dostu olan Mehmet Sadi Bey arkadaşı için acısını dile getiren güfteyi yazdı.

Ateş-i suzan-ı firkat yaktı cism-ü canımı
Bir harabe bade döndürdü dil-i viranımı
Neyle teskin eyleyim bu dide-i giryânımı
Çünkü aldırdım elimden sevgili cananımı
Ağla çeşmim ağla durma, gitti elden nazlı yâr
Çağla ey eşk-i terim, çağla misal-i cûy-i bar

 “Bu ayrılık ateş gibi yaktı içimi.

Bir perişan etti yıktı gönlümü

Neyle avutayım bu gözyaşlarımı.

Çünkü elimden gitti sevgilim

Ağla gözüm ağla durma, elden gitti nazlı yar,

Çağla ey gözyaşım, çağla bir nehir gibi”

Bu duygusal güfteyi bestelemek yine yakın arkadaşı Hacı Faik Bey’e düşmüştü. Hacı Faik Bey, bu güfteyi arkadaşı için Hicaz makamında besteledi.

Hacı Faik Bey, iyi bir neyzen ve giriftzendi. Çok usta bir hanende olan Hacı Faik  Bey 1831 yılında Üsküdar'da doğdu. Ağabeyi Bestekâr Neyzen Salim Bey'dir. Küçük yaşında Enderun'a alınarak musikiyi Dellal-zade İsmail Efendi'den öğrendi. 1891 yılında İstanbul'da  öldü ve Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.