- Anasayfa
- Hakkımda
- Şarkı Sözleri
- Makaleler
- Bestekarlar
- Notalar
- Haberler
- Videolar
- Ziyaretçi Defteri
- Önemli Linkler
- Musikişinas Atatürk
- İletişim
Zekai Dede

|
Ruhum dediğim sen dediğim sensin hep |
|
Manendi kudüm sine küpan oldum |
|
Tenna tenena ten dediğim sensin hep |
|
1825 yılında İstanbul Eyüp'te Cedit Ali Paşa mahallesinde Cedit Ali Paşa Mescidi'nin yanındaki |
|
evde doğdu. Bu mescidin imamı babası Hafız Süleyman Efendi aynı zamanda hat hocası ve |
|
tanınmış bir hattattır. Zekai Dede'nin annesi Ziyneti Hanım ise Hacı Hasan Efendi'nin kızıdır. |
|
Zekai Dede ailenin tek çocuğudur. Fatma Hanım ile evlendi. Bestekar Ahmet Irsoy'un babasıdır. |
|
|
|
Zekai Dede, amcasının hoca, babasının hat hocası olduğu Laali-zade Abdulbaki Efendi ilkokulunu |
|
bitirdi. Babasından hat, amcasından Kur'an öğrenmeye başladı. 18 yaşını bitirdiği zaman hafız |
|
oldu ve babasından da hat icazet-namesi aldı. Balıklı Hoca Ali Efendi'ye devam ederek medrese |
|
eğitimi aldı. Aynı yıllarda gene Eyüp'te oturan Eyyubi Mehmet Bey'den musiki dersleri almaya |
|
başladı. Kazasker Mustafa İzzet Efendi'ye devam ederek sülüs ve nesih yazıları öğrendi. Mehmet |
|
Bey, bir yıl ders verdikten sonra Zekai Dede'yi, diğer öğrencisi Hamdi Efendi ile beraber, Dede |
|
Efendi'nin konağına götürerek takdim etti. Dede'nin arzusu üzerine, haftada bir gün tek başına, |
|
bir gün de hocası Mehmet Bey ile beraber İsmail Dede'ye devam ederek meşke başladı. 1844 |
|
yılında Dede Efendi ile yaptığı meşkler 10 ay devam etti. 88 defa meşk etti. |
|
Dede Efendi'nin meşk teklifinine Eyyubi Mehmet Bey sıcak bakmadı ve kaçamak bahanelerle |
|
kabul etmek istememiş. Bunun üzerine dede Efendi, Eyyubi'ye " Oğlum Mehmet sen musikimizin |
|
orostopolluklarını bilmezsin, onu Zekai’ye ancak ben öğretebilirim.” Bunun üzerine Mehmet Bey |
|
çaresiz razı olur. |
|
|
|
1845 başlarında bir gün, Mehmet Bey, Suzidil makamında bestelediği besteleri Dede'ye takdim |
|
edince, İsmail Dede, bu faslın Ağır Semai'sinin Zekai Efendi, Yürük Semai'sinin de Hamdi Efendi |
|
tarafından bestelenmesini istemiş, öyle yapılmıştır. Bu, Zekai Dede'nin büyük formdaki ilk eseridir. |
|
|
|
1845 ortalarında Zekai Dede, Mustafa Fazıl Paşa'nın isteği üzerine sarayda "Musiki Muallimliği" |
|
görev yapmaya başladı ve saraya yerleşti. Paşa ile Mısır' giden Zekai Dede, nazari olarak bildiği |
|
Arapçasını Mısır'da pratik olarak da ilerletti. |
|
Mısır'da dini ve dindışı mahalli musikiyi incelemiş ve Arapça güfteli "Şugl" denen ilahilerinin |
|
çoğunu Mısır'da besteledi ve Mısır'da Şeyh Şihab ile meşk etti. |
|
|
|
1868 yılında Mevlevi oldu. |
|
1883 yılında " Darüşşafaka musiki muallimi " oldu ve ölümüne kadar 14 yıl Darüşşafaka'ya |
|
devam ederek bir nesile Türk Musikisi dersleri verdi. |
|
|
|
1884 ılında Arif Dede'nin ölümüyle Eyüp Mevlevi hanesi kudümzen başkanlığı boşaldı. Kudüm zen |
|
başlığı görevini kabul etti ve kendisine "Dede" unvanı verildi. |
|
|
|
Oğlu Ahmed Irsoy, babasının 5 ayin, 100 kadar Kar, Beste ve Semai, 400 küsur İlahi, Şarkı ve |
|
Marş bestelediğini söylemiştir. 5 ayin ile 95 Kar, Beste ve Semai elimizde olmasına rağmen, |
|
küçük formla bestelediklerinin yalnız 163'ü günümüze gelebilmiştir. |
|
|
|
Hayatının sonlarında batı notası da öğrenmekle beraber, gerek bu notayı, gerek Hamparsum'u |
|
hiç kullanmamıştır. XVI. asırdan sonra yavaş yavaş unutulan Türk Musikisi bilgisini yeniden ve |
|
modern anlayışla kurmakta safha safha çalışan şeyh Hüseyin Fahrettin Dede, Ahmet Avni |
|
Konuk, bilhassa Rauf Yekta Bey'le Dr. Suphi Ezgi, Zekai Dede'nin talebesidirler. Klasik Repertuarı |
|
zamanımıza aktarmakta da en büyük hisse onundur. Bu bakımlardan da Zekai Dede'nin Türk |
|
Musikisi tarihinde önemli yeri vardır. Bayati Buselik makamını ilk defa Zekai Dede kullanmıştır. |
|
|
|
1897 yılında İstanbul'da öldü. Cenazesi büyük bir cemaatle Kaşgari Dergahı civarına gömüldü. |
|
|
|
Öğrencilerinden Ahmet Avni Konuk onun için “Ben hayatımda onun gibi aşık bir adam görmedim.” |
|
demiştir. Hocası Zekai Dede'nin vefat üzerine şu Suzidil Mersiye Kar'ı bestelemiştir. |
|
|
|
"Ey bülbül-i hoş neva hamuş ol |
|
Vey kalb-i hazin zehr-nuş ol |
|
Üstad-ı hüner Zekai gitti |
|
Ey beng-i adem sürud guş ol |
|
Avni dil-i zare tesliyet yok |
|
Ey eşk-i dü dide pü-huruş ol"
Kaynak:
http://musikiyolu.blogspot.com…...Ali Sarıgül
|